Göz tansiyonu (Glokom) hastalığı tamamen iyileşebilir mi?

Glokom “iyileşen” değil, “durdurulabilen, yavaşlatılabilen ve yönetilebilen” bir hastalıktır. Glokom tedavisinde; glokomu, katarakt gibi alıp çıkartıp atamıyoruz, ancak erken teşhis ve tedavi ile doğru bir şekilde yönettiğimizde hastamızın görme kaybını önleyebiliyoruz.

“Normal basınçlı glokom” dediğimiz hasta grubunda göz tansiyonu 21 mmHg altında bile olsa glokom (göz tansiyonu) hastası olabilirsiniz. Bu hastalarda tanı koyarken diğer glokom türlerinde de olduğu gibi, OCT (göz tomografisi), merkezi kornea kalınlığı ve görme alanı gibi ileri tetkikler ile tanı koymak gereklidir. Bu nedenle sadece göz tansiyonu (göz içi basınç) ölçümü glokom tanısını koymakta yeterli değildir.

Hastalarım bazen göz kızarıklığı veya kirpik uzaması gibi yan etkilerden şikayet edebiliyor. Ancak böyle şikayetler her zaman ilaca bağlı olmayabilir. Diğer sebepleri dışladıktan sonra, ilaca bağlı olduğunu düşündüğümüz yan etkilerde ilacın kesilmesi, değiştirilmesi, hastanın gözünün uygunluğuna göre SLT gibi lazer tedavileri alternatif olarak düşünülebilir.  

Glokom tedavisinde ameliyat, katarakt ameliyatı gibi değildir. Yani katarakt ameliyatında olduğu gibi, alıp çıkartıp atamıyoruz. Ancak erken teşhis ve özenli tedavi ile doğru bir şekilde yapılan glokom ameliyatı ile hastamızın mevcut görmesini korumayı ve görme kaybını önlemeyi hedefliyoruz.

Hem glokom hem de katarakt ileri yaş hastalığıdır, bu nedenle pekçok hastalarımızda göz tansiyonu ve katarakt birlikte görülebilmektedir. Glokomun bazı alt tiplerinde (özellikle psödoeksfolyatif veya kapalı açılı glokomu olan hastalarda olduğu gibi) sadece katarakt ameliyatı göz tansiyonunu düşürmekte iken bazı glokom hastalarımızda ise aynı seansta katarakt ve glokom ameliyatının kombine cerrahisi yapmak gerekebilmektedir. Glokomu olmayan katarakt hastalarında ise katarak ameliyatının göz tansiyonunu düşürücü etkisi çok minimaldir.

Genetik yatkınlık nedeniyle, ailede glokom hikayesi olması risk faktörü kabul edilmektedir. Özellikle birinci derece akrabalarda (özellikle kardeşlerde) glokom varlığında 40 yaşın üzerindeki sağlıklı bireylerin de düzenli göz kontrolleri yaptırması ve göz tansiyonunu ölçtürmesi gerekir.  

Glokom hastaları aerobik sporlar (yürüyüş, yüzme, bisiklet sürme gibi) yapabilir. Hergün düzenli yürüyüş yapmak gözün arkasındaki glokomdan etkilenen görme sinirine kan akımını arttırarak aynı zamanda koruyucu özellik taşır. Ancak baş aşağı duruş gerektiren yoga pozisyonları veya bazı alt glokom tiplerinde (pigmenter glokom gibi) ağır ağırlık kaldırma önerilmemektedir

Bilgisayar, iPad veya telefon gibi dijital cihazların aşırı kullanımı doğrudan glokom (göz tansiyonu) hastalığı yaptığına dair bir kanıt yoktur, ancak kuru göz ve dijital göz yorgunluğu dediğimiz bazı rahatsızlıklara sebep olabilir. Ekran karşısında göz kırpma sayısı düştüğü için gözlerde kuruma, yanma, batma ve yorulmaya yol açar. Bu etkileri azaltmak için 20’ler Kuralı; Her 20 dakikada bir, 20 fit (yaklaşık 6 metre) uzağa, en az 20 saniye boyunca bakmak veya 20 sn gözünüzü kapatarak gözü dinlendirmek önerilmektedir.

Ultrason biyomikroskopi (UBM), gözün ön kısmını (ön segmenti) yüksek rezolüsyonda görüntüleyen yüksek frekanslı B-mod ultrasondur. Bu teknik pigmenter glokom, plato iris, malign glokom gibi bazı glokom türlerinin ayırıcı tanısını yapabilmek için çok önemli bir yardımcı bir görüntüleme yöntemidir. Ultrason biyomikroskopi, özellikle irisin arkasındaki tümörlerin, lezyonların değerlendirilmesinde, siliyer cisimde yerleşim gösteren kitlelerin incelenmesinde ve göz içinde tümörün yayılımının değerlendirilmesinde faydalıdır.

Bu konu benim en sevdiğim konu. Kliniğimde tedavi ettiğim hastalarıma bu konuda slayt eşliğinde bir bilgilendirme yapıyorum. Özellikle Akdeniz tipi beslenme, antioksidan içeriği zengin besinler, flavonoidler, karoten (A vitamini öncülü) içeren besinler glokom hastalarında nöron koruyucu tedavi olarak önerilmektedir. Çiğ badem, taze fındık, ceviz, çiğ kabak çekirdeği, havuç, balkabağı, şeftali, kırmızı kapya biber, kayısı, narenciye, tatlı patates, yaban mersini, siyah erik, avokado, brokoli, marul, maydonoz, ıspanak gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler, siyah çikolata, siyah çay gibi besinler sayılabilir. Yalnız burada dikkatinizi çekmek istediğim konu hastayı bir bütün olarak ele almak gerektiğidir. Yani şeker hastalığı da olan bir glokom hastasına, kan şekerini yükseltebilecek siyah çikolata, yaban mersini, havuç, balkabağı, kayısı ve benzerleri gibi besinlerin tüketilmesini önermek uygun olmayacaktır. Ayrıntılı bilgiyi, web sitemde ‘’Hastalıklar’’ ® ‘’Glokom Kontrol Altında, Görüşünüzü Koruyun’’ ® ‘’Glokom hastalarının beslenmesi’’ başlığı altında görseller ve bilimsel kanıtlarla da anlatıyorum, buradan bakabilirsiniz

Glokom, sinsi bir hastalıktır. Ne yazık ki hastalığın erken evrelerinde belirti vermediği için, görme alanının etkilenmesi periferden başladığı için hastaların çoğu bu hastalığa sahip olduğunu bilmemektedir. Hastalık tanısının geç konulması durumunda görme kaybına kadar gidebilmektedir. Bu nedenle “sessiz hırsız” olarak tanımlanmaktadır. Glokom hastalığı dünyada katarakttan sonra, körlüğün ikinci sıradaki nedenidir. Görme kaybı olmadan, erken evrede hastaların tanısının konulması ve tedaviye erken başlanması hayati önem taşımaktadır. Bu da ancak düzenli göz muayenesi ve göz içi basıncının ölçülmesi ile olmaktadır.

 Gözün sıvısınız dışa akımını sağlayan ön odadaki açı bölgesinin genişliğine göre bu isimlendirme yapılmaktadır. Dar açılı glokomda bu bölge dar olduğu için, açık açılı glokomda ise geniş olduğu için bu adı almaktadır. Ülkemizde ve dünya genelinde dar açılı glokom daha az görülmekte, ancak daha fazla glokom krizi ve körlüğe neden olmaktadır. Bu nedenle bu ayırıcı tanının yapılması çok önemlidir. Dar açılı glokomda (primer açı kapanması glokomu) özellikle gonyoskopi, UBM (Ultrason Biyomikroskopi) ve ön segment OCT ölçümü tanıdaki doğruluğu arttırmaktadır.

Erken tanı almış Primer açık açılı glokomu olan hastalarda direk başlangıç tedavisi olarak, ilaç kullanmak istemeyen veya ilaçların yan etkilerinden müzdarip olan hastalar için ise sonradan da yapılabilecek çok güzel bir alternatif tedavidir. Ayrıca ilaçla göz tansiyonu istenildiği seviyeye kadar düşmeyen hastalarda ek tedavi olarak da uygulanabilir. Tekrarlanabilir olması en önemli avantajlarından biridir. Bu konuda daha ayrıntılı bilgiye, web sitemde, ‘’Hastalıklar’’  ‘’Selektif lazer Trabeküloplasti (SLT)’’ başlığı altında bulabilirisiniz

OCT cihazın ile görme sinirinin sayısal değerlendirmesi yapılmaktadır. Bu nedenle düzenli ölçümlerle Optik sinirdeki mikron düzeyindeki değişimlerin takibi çok büyük önem taşımaktadır. Avrupa Glokom Cemiyeti rehberine göre ilk 2 yıl toplamda 6, daha sonra yılda 2 kez düzenli ölçümler önerilmektedir.

Göz tansiyonu ameliyatı yaptığımızda amacımız yüksek olan göz içi basıncını düşürmek, böylece “mevcut görmeyi korumak”tır. Yani görmede artış beklemeyiz, mevcut görmenin korunması ve stabil kalması için çalışırız. Bunun tek istisnası göz tansiyonu çok yükselen, ‘’glokom krizi’’ geçiren hastalarda, korneada ödem nedeniyle görme azalmış ise göz tansiyonu en kısa sürede düşürüldüğünde korneal ödem azalacağı için görme bir miktar düzelebilir. Ancak burada unutulmaması gereken nokta glokom krizine ne kadar erken müdahale edilirse o kadar görme korunabilir.

 

EVET görülebilir. Konjenital (doğuştan) glokom ailede glokom hikayesi olan bebeklerde, gözleri daha büyük, ışıktan aşırı rahatsızlık duyan, gözlerinde sulanması ve bulanık beyazımsı gözleri bebeklerde akla gelmelidir.

Kabin basıncının göz tansiyonuna etkisi bildirilmemiştir. Açık açılı glokomu olan hastalar için daha rahat konuşabiliriz. Ancak literatürde, özellikle uzun uçak yolculuğunda, açı kapanması krizi yaşayan olgu bildirimleri vardır. Bu nedenle açı kapanması krizi için risk faktörleri bulunan bireylerde, baş ağrısı, göz ağrısı, ışıkların etrafında yuvarlak halkalar (haleler) görmek, bulanık görme gibi belirtiler ortaya çıktığında, glokom krizi akla gelmelidir. Literatürde uzun mesafe uçuşlara çıkacak risk faktörleri bulunan bireyler için %2’lik pilokarpin göz damlası ile profilaktik lazer iridotomi tedavisinin faydalı olabileceği bildirilmiştir.

Kortizonlu ilaçlar, kortizon içeren burun spreyleri ve göz damlaları göz tansiyonunu yükseltebilir. Bunu belirleyen en önemli faktör steroid duyarlılığı dediğimiz kortizon yatkınlık genini taşıyan bireyler ile, kortizonlu ilacın gücü ve kullanım süresidir. Uzun süreli kullanımlarda risk artar. Ancak kortizon duyarlılık geni taşıyan bireylerde daha dikkatli olmak gerekir. Göz tansiyonu arttırma etkisi daha hızlı ve daha belirgin olarak ortaya çıkar. Hangi kişilerde steroid (kortizon) duyarlılık geni taşıdığını önceden bilmediğimiz için kortizon kullanan tüm hastaların düzenli göz kontrollerini yaptırmaları gerekir.

Glokom (göz tansiyonu) ve kuru göz hastalığı yaş ilerledikçe birlikte görülme ihtimali artmaktadır. Ayrıca glokom damlalarının uzun süreli kullanımı göz yüzeyini bozarak kuru göze neden olabilmektedir. Bu nedenle biz göz hekimleri arasında glokom tedavisinde “koruyucu madde içermeyen” damlalar ve Selektif Lazer Trabeküloplasti (SLT) daha fazla tercih edilmektedir.

Glokomlu gözler başlı başına özellikli gözlerdir. Bu gözlerde beraberinde katarakt da olduğunda katarakt cerrahisi çeşitli zorluklar ve bazı ayrıcalıklar taşımaktadır. Glokomlu hastalarda katarakt ameliyatının planlanması, cerrahi esnasında dikkat edilmesi gereken özellikler ve ameliyat sonrasında hastalık takibinin devam ettiği düşünüldüğünde, bu iki hastalık konusunda deneyimli cerrahlar tarafından yapılması hasta için daha güvenli ve uygun olacaktır.

Burada hangi ameliyatı önce yapacağımızı belirleyen nokta Göz tansiyonunun kontrol altında olup olmadığı ve kataraktın görme seviyesi üzerine etkisidir. Göz tansiyonu kontrol altında ve görme katarakt nedeniyle azalmışsa çoğu zaman önce katarakt ameliyatı planlanır. Bu ameliyat bazı hastalarda yukarda da belirttiğim gibi göz tansiyonunu da bir miktar düşürebilir ve damla ihtiyacını azaltabilir. Fakat eğer göz tansiyonu kontrol altında değilse ya da çok sayıda damlaya rağmen göz tansiyonu yüksek seyrediyor veya hastalıkta ilerleme izleniyorsa, katarakt ameliyatıyla birlikte göz tansiyonu ameliyatı aynı seansta düşünülebilir. Hastanın göz içi basıncının değeri, görme sinirinin etkilenme düzeyi, glokomunun evresi, kataraktın miktarı, hastanın kontrollere ne sıklıkta geleceği v.b. gibi pekçok faktör gözönünde bulundurularak ‘’kişiye özel’’ planlama yapılmaktadır. Takip de buna göre değişmektedir.

Glokom hastalarında akıllı mercek önerilmemektedir.

Göz tansiyonu hastalığının evresine ve gözün uygunluğuna göre monofokal (tek odaklı), monofokal plus (tek odak +) lensleri, torik astigmat düzeltici lensler kullanılabilir.

Glokomda Yag lazer iridotomi açı kapanması glokomunda , SLT açık açılı glokom ve oküler hipertansiyonda uygulanmaktadır. Göz tansiyonu hedeflenen düzeye damlalarla inemiyorsa, damlaları düzenli kullanamayan, çok unutan, uzun ve sık seyahatlere çıkan hastalarda, ilaç yan etkisi gelişen bu sebeple damla kullanamayan hastalarda, glokom krizi (tansiyonun ani ve çok yükselmesi) riski olan hastalarda lazer tedavisi yapılır.

Üveit ile birlikte göz tansiyonu yükseldiğinde bunun nedeni üveitin türüne, uzun süreli kullanılan kortizonlu damlalara, üveitin etkilediği dışa akım yollarındaki hasara bağlı olabilir. Tedavi sebebe yönelik olmalıdır. Hem üveitin hem de glokomun etkin tedavisi gerekmektedir. Üveit hastalarının bazı alt tiplerinde glokom ilaçlarından bazıları uygun değildir. Eğer kortizonlu ilaçlara bağlı olarak göz tansiyonu yüksekliği düşünülüyorsa kortizon kesilir ve/veya alternatif ilaç planlaması yapılır.  Göz tansiyonu ilaçla kontrol altına alınamazsa veya görme sinirinde hasar oluşmaya başlarsa glokom ameliyatı gerekebilir. Ancak burada özellikle dikkat edilmesi gereken husus üveitin kontrol altında, inaktif durumda olması gerektiğidir.  Üveit hastalarının düzenli göz muayeneleri esnasında göz tansiyonun ve görme sinirinin de monitörizasyonu büyük önem taşımaktadır.

Göz tansiyonu hastalarının dikkat etmesi gereken noktaları kolay anlaşılabilmesi için aşağıda madde madde yazıyorum.

  1. En önemli konu düzenli kontrolü aksatmamaktır. Deneyimli glokom hekimi tarafından, aynı cihazlarla, düzenli takip ile hastalığın stabil olduğu veya ilerlediği tesbit edilebilir.

  2. Glokom ilaçlarını düzenli kullanmalı, saatlerine dikkat ederek uygulamalısınız.

  3. Glokom damlasını damlattıktan sonra gözde kızarıklık (pancar kırmızısı gibi), ağrı, kaşıntı gibi allerji belirtileri olduğunda veya göz çevresinde kıllanma artışı, koyulaşma sıkıntıları olduğunda glokom hekiminize hemen başvurunuz.

  4. Sağlıklı beslenme, sigara içmemek, düzenli yapılan aerobik egzersiz görme sinirinin korunması için önemlidir.

  5. Geceleyin uykudan kalktığında baş dönmesi, tansiyon düşüklüğü problemi olanlar gece yatarken tuzlu ayran içebilir. Çünkü tansiyonun aşırı düşmesi ve dalgalanması görme sinirinin beslenmesini bozmaktadır.

  6. Açı kapanması (dar açı) glokomu olanlar, kullandığı tüm ilaçları (osteoporoz ilaçları, epilepsi ilaçları, depresyon ilaçları gibi) glokom doktoruna danışınız. Açı kapanması glokomu olan hastalarda; akşamları loş ışıkta kitap okumak, dikiş dikmek, karanlıkta TV izlemek göz tansiyonunu yükseltebilir. Bu konuda farkındalığınızın olması önemlidir.

EVET, Glokom tedavisi olan bir hastalıktır. Tedavide amaç ilerleyici olan bu hastalığın durdurulması ve körlüğün engellenmesidir.

UNUTMAYINIZ!!! Glokom ne kadar erken tanısı konulursa ve tedaviye ne kadar erken başlanırsa başarı şansı o kadar yüksektir. Bu hastalıkla mücadelenizde direksiyon bizim elimizde olmalıdır.

Selektif (Seçici) Lazer Trabeküloplasti (SLT), glokom tedavisinde son dönemlerde özellikle dikkat çeken önemli bir lazer tedavi yöntemidir. SLT, poliklinik ortamında yapılabilen ve ameliyathane gerektirmeyen kısa süren bir işlemdir. SLT’nin güvenlik profili iyidir, doku hasarı minimaldir, etkisi azaldığında veya geçtiğinde tekrarlanabilir bir tedavidir. SLT, kısa süreli ve düşük enerjili lazer ışığının trabeküler ağdaki sadece pigmentli hücreleri etkileyerek, çevre dokularda hasar oluşturmadığı için ‘’selektif (seçici) lazer’’ olarak isimlendirilir. Hastaların yaklaşık ¾’de uzun dönemde ilaçsız takip şansı sunması, yan etki riskinin düşük olması, tekrarlanabilmesi ve maliyet-etkin olması nedeniyle SLT son dönemlerde modern glokom tedavisinde tercih edilen bir tedavi seçeneği olarak dikkat çekmektedir. Ayrıca daha sonra cerrahi tedavi yapılması gerektiğinde, cerrahi tedavi için engel teşkil etmez.

SLT, özellikle gözün aköz hümör sıvısının dışa akım açısının açık olduğu Primer açık açılı glokom, psödoeksfolyatif glokom, pigmenter glokom ve yüksek riskli oküler hipertansiyon gibi hastalıklarda, başlangıç (daha önce topikal damla tedavisi almamış gözlerin) 1. Basamak tedavisinde özellikle önerilmektedir. Ayrıca hamilelerde yan etki ve güvenlik açısından öncelikli olarak tercih edilebilir. Aynı zamanda SLT, ilaç kullanımında zorluk yaşayan, ilaçlarını kullanmayı sık unutan veya uzun dönemde kümülatif olarak damla yükünü azaltmak istediğimiz hastalarımız için oküler hipertansiyon ve primer açık açılı glokom hastalarının yönetiminde düşünülmesi gereken bir tedavi seçeneğidir. Glokom damlalarını damlatmayı sıklıkla unutan, birden fazla şişede damla tedavisinin yarattığı zorluklardan müzdarip olan, lokal ve/veya sistemik yan etkilerin görüldüğü hastalarımızda SLT tedavisi daha çok tercih edilmeye başlanmıştır.

Göz tansiyonu ameliyatları çok çeşitlidir. Uygulanan ameliyatın tipine, glokomun evresine ve hastanın ameliyat sonrası iyileşme döneminde verdiği cevaba göre glokom hekimizin önerisine uymanız uygun olacaktır.

Göz tansiyonu hastalığı sinsi bir hastalıktır, tanıda geç kalındığında görme kaybı riski taşır. Ancak erken tanı konulup uygun tedavi yapıldığında görme korunmaktadır. Bu nedenle glokom hastalığının tanısının erken konulması, düzenli kontrollerle ve uygun aralıklarla takip edilmesi hastalığın ilerlemesini yavaşlatır. Bizim amacımız hastamızın görmesini ve görme alanını korumaktır.

Glokom hastalığı görme sinirinde (optik sinir) hasara neden olarak görme alanını daraltan ve görme kaybına neden olan bir hastalıktır. Bu sinsi hastalığın ilerlemesinin önlenebilmesi temel olarak hastanın tedavisine uyumu, düzenli kontrollerinin yapılması, koruyucu hekimlik ve bütüncül yaklaşım ile mümkün olabilir.  Bunu sağlayabilmek için, önerilen göz damlalarını düzenli ve doğru teknikle kullanmak 1. önemli basamaktır. Kontrolde hastamızın göz tansiyonu değerine, görme sinirinin durumuna, hastalığın evresine göre ilaç tedavisinin yetersiz kaldığını düşündüğümüzde kombine ilaç uygulamaları, lazer tedavisi veya cerrahi yöntemlerle göz içi basıncı düşürülmesi gerekebilir. Ayrıca hastamızın diğer mevcut sistemik hastalıklarının (diyabet, hipertansiyon gibi) kontrol altında tutulması, sigara içiliyorsa bırakılması, düzenli egzersiz, Akdeniz tipi beslenme ve antioksidan içeriği zengin sağlıklı yaşam alışkanlıkları da tedavinin bir parçasıdır.

Göz kapağı estetiği ameliyatlarından sonra hastalarımın dikkat etmesi gereken noktaları, kolay anlaşılması için, madde madde sıralıyorum:

1. şişlik ve morluk normal
ilk birkaç gün şişlik ve morluk olması tamamen beklediğimiz bir durumdur, endişelenmeyin, hızla azalır

2. soğuk uygulama çok önemli
ilk üç gün düzenli soğuk kompres iyileşmenin en kritik parçasıdır

3. Başınızı yüksek tutarak uyuyun bu ödemin daha hızlı inmesini sağlar

4. Kan sulandırıcı kullanmayın aspirin ve benzeri ilaçlar kanamayı arttırabilir5. Ağır spor ve efordan uzak durun, ilk iki hafta kendinizi zorlamayın

6. Sigara iyileşmeyi yavaşlatır, mümkünse tamamen bırakın.

7. Lens kullanımına ara verin, en az iki hafta lens kullanmamanızı öneriyoruz.

8. Güneşten korunmak şart, göz kapağı çok hassastır. Güneş gözlüğü kullanın

9. Sabırlı olun. Tam iyileşme birkaç ay sürer, sonuçlar zamanla oturur.10. Şu durumlarda hemen başvurun
Şiddetli ağrı, ani görme azalması veya kanama olursa gecikmeyin.

Nazolakrimal kanal lavajı (gözyaşı kanalı yıkama) gözyaşını buruna akıtan kanalların tıkanıklığını teşhis etmek amacıyla yapılır. İnce bir kanül ve serum ile uygulanan; hızlı, güvenli ve genellikle ağrısız bir işlemdir.

Amaç: Kanalın açık olup olmadığını kontrol etmek, tıkalı ise tıkanıklık üst gözyaşı kanal sisteminde ise tıkanıklığın kanalcıkların hangi seviyesinde olduğu belirlenebilir (tanı amacıyla). Aynı zamanda tıkanıklığı (basınçla) açmak (küçük bebeklerde, ameliyathane koşullarında genel anestezi altında, tedavi amaçlı).
• Uygulama: Göz hekimi tarafından, poliklinik ortamında, uyuşturucu damla ile göz uyuşturularak, birkaç dakika içinde yapılır.
• İşlem: Kanalın giriş deliğinden girilerek yerleştirilen kanül ile kanala doğru verilen sıvının buruna, genze ulaşıp ulaşmadığı kontrol edilir.
• Kimlere Yapılır: Kronik göz sulanması, sık göz enfeksiyonu ve çapaklanması geçiren hastalara.
• Sonuç: Sıvı buruna geçerse kanal açıktır; geçmezse tıkanıklık mevcuttur. Tıkanıklık varsa daha ileri girişimler (sondalama, cerrahi vb.) gerekebilir

Son zamanlarda yayınlarda, günde 1-2 saat doğal gün ışığında (açık havada) zaman geçirmek çocuklarda myopinin ilerleme riskini azaltabileceği bildirilmiştir. Özellikle havaların ısınması, baharın gelmesiyle çocukların dış ortamda vakit geçirmesi, parkta oyun oynaması, bisiklete binmesi gibi aktivitelerle bunun için fırsat yaratılması ve çocukların desteklenmesi önemlidir. Böylece çocuğun ekran maruziyeti de azaltılmış olur. Çocuğun ders çalışırken, tahtaya bakarken veya TV izlerken gözünü kısması, bulanık gördüğünü söylemesi, çok yakından bakması gibi durumlarda gözlük numarasının artmış olabileceği akla gelmelidir. Bu durumda hemen göz doktoruna başvurmanız uygun olacaktır. Çocuklarımızın düzenli göz muayenesi ve kontrollerini ihmal etmeyiniz.

Bahar allerjisi, özellikle bahar aylarında meydana gelen sulanma, kaşıntı, kızarıklık ve gözlerde hafif şişlik ile ortaya çıkan alerjik bir hastalıktır. Gözleri kaşıdıkça şikâyetler artar, bu nedenle gözleri kaşımamak tedavide de 1. Önemli noktadır. Kaşınma hissi geldiğinde bol soğuk su ile yıkamak hem kaşıntıyı azaltır, hem de kaşıntıya neden olan alerjenleri dilüe eder (seyreltir). Soğuk uygulama yapılmalıdır. Koruyucu içermeyen suni gözyaşı kullanmak gözlerdeki rahatsızlığı azaltır. Göz doktoru önerisi ile uygun damla tedavisi hastayı rahatlatır. Ağrı, ışık hassasiyeti veya görme azalması varsa en kısa zamanda göz doktoruna başvurun.